Gece yarısı gelen o vizyonsuzlukla, güya masadaki tozları çekecek ama gücü sadece kendi pervanesini döndürmeye yeten ufacık, USB'li bir masaüstü süpürgesi aldım.
Alet jet motoru gibi bağırıp masadaki tek bir ekmek kırıntısını bile içine çekemeyince, verdiğim paranın acısıyla oturup o kırıntıları tek tek elimle topladım resmen. Şimdi o ucube aletle bakışıp hayata karşı aldığım yanlış kararları sorguluyorum.
Kesinlikle öyle, hatta bazen o "lag" anında buzdolabının kapısını açıp boş boş bakarken arkadan o sinir bozucu yükleme ekranı müziğinin çaldığına yemin edebilirim.Seni yöneten o tembel oyuncu tam "bardağa su doldur" komutunu verecekken telefonuna bildirim gelmiş ve senin aksiyon sıranı silip seni orada öylece "idle" modunda bırakmış işte.