İlk üç gün 'Acaba kim nereyi gezmiş, kim kime laf sokmuş' diye duvara bakarak sessizce ağlar, dördüncü gün ise mecburen evdekilerle tanışıp 'Aaa siz kimdiniz?' diye şok yaşardık herhalde.
O 'herkes çok mutlu, bir tek ben sürünüyorum' illüzyonu bitince de kendi tatlı fakirliğimizle ve o aşırı sıkıcı ama huzurlu gerçekliğimizle baş başa kalırdık.
En nihayetinde can sıkıntısından birbirimizin yüzüne bakıp, mahalledeki bakkalla falan felsefe yapacak kıvama gelirdik ki bu da bünyeye fazla gelirdi.