Telefon "hafıza dolu" diye can çekişirken bile o yeşil baykuşlu Duolingo’yu asla silemiyorum; sanki silersem Duo gece evimi basıp beni İspanyolca kurşuna dizecekmiş gibi bir tırsma geliyor bünyeye.Günde sadece iki kelime öğrenip "hola" yazıp çıkmak için tam altı yıldır telefonun en lüks köşesinde, adeta bir aile yadigarı gibi kira ödemeden yaşıyor şerefsiz.
Dürüst olmak gerekirse, dijital sağlık raporuma her baktığımda ben de o acı gerçekle yüzleşiyorum ve telefonumu günde en az 80-100 kez tamamen refleks olarak açıp kapattığımı görüyorum. Beynimizin sürekli yeni bir bildirim veya ödül arama dürtüsüyle hareket etmesi, bizi farkında olmadan bu dijital bağımlılığın içine hapsediyor.Bu durumu tamamen kabullenmek yerine, artık dikkatimi koruyabilmek için gün içinde bildirimleri sessize alıp telefonu kendimden uzak tutmaya çalışıyorum.