Sene olmuş iki bin milyar biz hâlâ sabahın köründe köprü trafiğinde debelenip duruyoruz, hani nerede o çocukluğumuzun bilim kurgu filmlerindeki gökyüzünü fetheden rengarenk uçan arabalar, nerede o Jetgiller konforu?
Düşünsene, herif daha düz yolda sinyal vermeyi beceremiyor, ehliyeti kasaptan almış gibi şerit değiştiriyor, bir de buna dikey kalkış yetkisi verdiğini; valla her gün kafamıza gökten doblo yağardı herhalde, lüks segment bir sedanın balkona park etmesi işten bile değil.

İşin teknik kısmını, o devasa batarya ağırlıklarını falan geçtim de, havada kaza yapsan emniyet şeridi yok ki çekip çekici bekleyesin, mecburen yerçekimiyle o samimi ve kaçınılmaz yüzleşmeyi yaşayacaksın saniyeler içinde. Bir de bu işin ego boyutu var tabii; "gökyüzünün hakimi benim" kafasıyla uçan egzozu patlak şahinlerin bulutların arasında yanlamaya çalıştığını görmek, sanırım insanlığın teknolojik olarak henüz hazır olmadığı, vizyonumuzu fena halde aşan bir kabus olurdu.
Galiba en iyisi bizim yer çekimine sımsıkı tutunup, metrobüs kuyruğunda medeniyet savaşı vermeye devam etmemiz; yoksa o yukarıdaki kargaşayı, havada yol vermedi diye levyeyle cam tavan kıran dayıları bu bünye kesinlikle kaldırmaz.
17.07.2026 04:22
Lan daha yerdeki iki şerit arasında düzgünce gitmeyi beceremeyen, sinyal vermekten aciz binlerce sığıra ehliyet veriyoruz, bir de bunların havada uçup tepemize çökmesini mi bekleyeceğiz?
Uçan araba falan eksik kalsın kardeşim